Kadınların Sessiz Çığlığı: “Tecavüze Uğramamış Bir Kadın Var Mıdır?”

Kadınların Sessiz Çığlığı: Tecavüze Uğramamış Bir Kadın Var Mıdır?

Bu yazıyı okurken nefesiniz daralabilir. Çünkü bu, yalnızca başkasının değil, belki sizin, belki annenizin, belki kız kardeşinizin, belki de en yakın arkadaşınızın sessiz çığlığı…


Bir Cümle, Bir Gerçeklik


Tecavüze uğramamış bir kadın var mıdır?”


İlk bakışta abartı gibi gelen bu cümle, aslında bir toplumun karanlık aynasına bakmaktan ibaret. Çünkü bu sözün ima ettiği şey sadece fiziksel şiddet değil; aynı zamanda kadın bedenine, ruhuna ve varlığına yönelen her türlü ihlalin ortak adı.


Bir kadına istemediği bir şekilde dokunmak, sözle aşağılamak, gözle taciz etmek, sokakta korkutarak susturmak, onun hayır’ını yok saymak — tüm bunlar, tecavüz kültürünün farklı yüzleri.


“Hayır” Demek Ne Zaman Yeterli Oldu?


Bir kadının bir erkekten “Hayır” diyerek uzaklaşması yetmediği günleri yaşıyoruz. Sınırların, rızanın, insan haklarının yok sayıldığı bir dünyada kadınların her gün kendini savunmak zorunda kaldığı bir düzende, bu soruyu sormak artık lüks değil, zorunluluk:


Bir kadın kaç kez istemediği bir bakışa, bir laf atmaya, bir dokunuşa maruz kaldı? Kaç kadın, yaşadığı şeyi ‘tecavüz’ olarak adlandırmaya bile cesaret edemedi?


Gerçek şu ki, birçok kadın bir şekilde bedeninin ya da kararlarının ihlal edildiği bir deneyimi yaşıyor — ama çoğu zaman buna “tecavüz” denilmiyor. Çünkü toplum, sınırı yalnızca fiziksel şiddetle çizmeye çalışıyor. Oysa ihlal, sadece bedende değil, zihinlerde başlıyor.


Sessizlik, Kabullenmek Değildir!


Kadınların sessiz kalması, güçsüz oldukları için değil; susturuldukları, utandırıldıkları, yargılandıkları için. Bir kadın yaşadığı istismarı anlattığında, en çok şu sorularla karşılaşır:

  • “Üzerinde ne vardı?”

  • “Neden o saatte dışardaydın?”

  • “Sen de mi biraz abartıyorsun?”

  • “İspatın var mı?”


Ve böylece sessizlik büyür… Çığlık içe çekilir… Kadın, suçlu gibi yaşamaya devam eder.


Bu Yazı Kimin İçin?


Bu yazı, yıllar geçse de unutulmayan bir bakışı, bir dokunuşu taşıyan kadınlar için.


Kendi bedeninden utandırılmış kız çocukları için.


Hayır” dediği halde susturulan, duyulmayan, yargılanan, unutturulan kadınlar için.


Ve en önemlisi: “Benim başıma hiç gelmedi” dese bile, her an tetikte yaşayan, anahtarı parmaklarının arasına silah gibi sıkan, gece arkasına bakarak yürüyen tüm kadınlar için.


Peki Ne Yapacağız?


Bu yazı bir çığlık, bir çağrı. Suçun adını doğru koymaktan, sınırlarımızı sahiplenmekten ve birbirimizin sesini duymaktan başka çaremiz yok.

  • Kadınlar konuşmalı.

  • Erkekler dinlemeli.

  • Toplum susmamalı.

  • Adalet gerçekten yerini bulmalı.


Çünkü bir toplumun gerçek gücü, en çok koruması gerekeni ne kadar koruduğuyla ölçülür. Tam da bu noktada kızlarımızı kısıtlayıp/ kıstırmaktan, Erkekleri hoyrat/ kışkırtılmış yetiştirmekmekten vazgeçmeliyiz!


Sözün Özü:

Tecavüze uğramamış bir kadın var mıdır?” sorusu, aslında hepimize yöneltilmiş bir tokattır. Bu tokadı inkâr ederek değil, yüzleşerek atlatabiliriz.

Unutulmanalı                                                  “Kadın İnsan, Erkek İnsanoğlu”

Ücretsiz Ön Görüşme

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden? BDT, Neden Şimdi?

En Güzel Yüzey “Kadın Teni” Daha Güzeli “Kitap”

Aşk: Bazen Nefret Bazen İntikam Bazen Hırstır! En Keyif Verici İntihar Yöntemi Aşk olabilir mi?