İskender, Napolyon ve Hitler Sevişebilselerdi Dünyayı Ateşe Vermezlerdi
Tarih boyunca dünyayı ateşe verenlerin ortak bir yönü var: Erkek olmaları. Hem de yalnızca biyolojik anlamda değil — hegemonik, saldırgan, bastırılmış arzularla dolu bir erkeklik. Peki ya bu erkekler sevişebilseydi? Gerçekten, sevgiyle, şefkatle, karşılıklı hazla… Sevişebilselerdi? Belki dünya tarihi bambaşka bir yöne evrilirdi.
İskender’in Doğu seferleri… Napolyon’un Avrupa’yı yerle bir eden hırsı… Hitler’in soykırıma varan deliliği… Tüm bunlar sadece güç arzusu muydu? Yoksa derinlerde bir yerlerde, görülmemiş, dokunulmamış, anlaşılamamış bir bedenin haykırışı mı vardı?
Belki de bu adamlar, savaş meydanlarında binlerce cana mal olan bu gövde gösterilerini yapmasalardı da, bir gece kimliğiyle, arzusuyla, kırılganlığıyla kabul gördükleri bir yatağın içinde çözülselerdi. Belki bir kucak, bir nefes, bir sıcaklık yeterdi.
Sevişmek ve İktidar: Birbirini Neden Dışlar?
Sevişmek, teslim olmaktır. Sınırlarını bırakmaktır. Kendi dışına çıkıp başkasına yer açmaktır. Oysa İskender de, Napolyon da, Hitler de “başkasına yer bırakmayan” adamlardı. Onlar dünyayı tek bir beden gibi fethetmek istediler. Hiçbir harita onlara dar gelmedi, çünkü içerideki boşlukları hiçbir sınır dolduramadı.
O boşluk, belki de bir ten temasıyla dolabilirdi. Fakat onlar bu ihtimali korkuyla karşıladılar. Çünkü gerçek bir temas, duvarları yıkar. Ve iktidar, duvarların arkasında saklanır.
Başka Bir Tarih Mümkündü
Hayal et: Bir sabah, genç bir İskender, sarayında uyanıyor. Yatağında bir sevgili var. Savaş değil, şiir konuşuyorlar. Napolyon, bir gecenin ardından “dünyayı değil, seni fethetmek yeter bana” Josephine diyor Hitler, gençliğinde utandığı arzularını saklamak zorunda kalmıyor; kendini ifade edebiliyor, kabul görüyor.
Belki de o zaman, tanklar değil, şarkılar, şen kahkahalar ilerlerdi sokaklarda. Belki de o zaman, tarihin en karanlık sayfaları hiç yazılmazdı.
Erkeklik, Savaş ve Sevişme
Bu yazı, büyük adamların cinsel yönelimlerini ya da arzularını magazinleştirmek için değil; bir ihtimali düşünmek için yazıldı. Belki biraz ironik, belki hayali, ama bir o kadar da gerçek. Çünkü her savaş, bir temas eksikliğinden doğar. Her iktidar hırsı, bir yoksunlukla başlar.
Ve belki, tarih boyunca kimse bunu söylemeye cesaret edemedi:
Sevişebilselerdi, öldürmezlerdi!
Ücretsiz Ön Görüşme
Yorumlar
Yorum Gönder